14 Şubat geçeli günler oluyor ve ben ne öncesinde, ne o günde ne de ondan sonra Sevgililer Günü üzerine kendi hayatımı ilgilendiren bir fikir üretmedim. İlgilendirmeyen ürettim, evet. Ancak o fikir de "Kapitalizmin oyunu deseler de ben insanları, sevdiklerini önemsemeye itecek bir gün olmasının konseptini seviyorum. Romantik anlamda olsun ya da olmasın kullanılabilmesi ise onu daha da harika yapıyor."dan ibaretti. Düşününce, dürüst olacağım ama –beni yargılamayacağınıza inanarak (Ki insanlar beni çok yanıltıyor bu konuda.)– 14 Şubat hakkında kendi hayatımı ilgilendiren bir fikir geçti aklımdan, asla kendi odam dışında bir yerde dillendirmediğim türden hem de:
— Sevgili arkadaşım, diye başlayarak onlara hep yanımda oldukları için teşekkür etmek istediğim çok fazla insan var. Onlara bunları söylemek isterdim ama bu kişilerin çoğu da, hatta neredeyse hepsi, platonik (Bence artık İngilizce anlamıyla kullanmama alışmışsınızdır. Alışmadıysanız romantik olmayan her türlü sevgiyi kastediyorum.) sevginin romantik sevgiden daha düşük bir kademede olduğuna inanıyor. İki farklı kategoriden değerlendirdiğim, birbirinden bu kadar farklı olan duyguları yarıştırmak ve karşılaştırmak doğru olamaz. Yine kalbimdeki sevgiyi insanları sulamak için kullanamadan, kendi dünyamda utanç içinde yaşayacağım gibi duruyor.
Sevgili "Aşkla işim olmaz."cı, sevgili yazar; nedir bu aşka olan ilgisizliğinizin sebebi, diye bir soru sorduğunuzu duyar gibiyim. Siz bugün sormuyorsanız bile bana çok kez sorulduğunu duydum. Eğer beni "Aşkla işim olmaz."cı olarak görüyorsanız ya size benim aptal felsefe sevdalısı ve yazar yönümü anlamanızda güvenmiyorum demektir –ki dert etmeyin, anlaşılmak da anlaşılmamak da benim için aynı derecede fazlasıyla utanç verici bu yüzden size karşı bir kırgınlık gütmüyorum– ya da size anlattıklarımı pembeden farklı renkte filtreli gözlüklerinizle okumuşsunuzdur ve bu beni kahreden türden bir öznel yorumdur. Ama sorun yok, bunlar olabilir, bunları ben de yapıyorum, pembe filtreli gözlüklerimle. O yüzden son çare olarak, bir sohbet metninde olmaması gereken kadar fazla tanımlama cümlesi kurarak kendimi anlatmaya çalışacağım. Hepsinin kendi hayatıma yön vermek için oluşturduğum tanımlar ve kurallar bütünü olduğunu unutmadan okumanızı dileyeceğim.
Aşk, birbirine karışmış ve açılmayı bekleyen türden bir sevgi yumağıdır. Bu sevgi romantik ya da platonik olabilir ve bu yumağı açarak ne tür olduğunu sonucunda öğrenmek gerekebilir ya da derecelendirmek için yine üstüne düşünmek ve çabalamak gerekebilir.
Aşık olduğunuz kişiyle ne yapmak istediğiniz sizin, yani benim, hayat standartlarıma ve bu kişinin hayatımdaki rolüne bağlıdır. Ben macera arayan bir kişi değilim, o yüzden karşımdakini herhangi bir açıdan tehlikeye sokacak durumlarda –bu hâlâ iletişimde olduğum ailemin onay vermemesi, benim hislerim üzerine daha uzun süre düşünme ihtiyacı gütmem gibi sebeplerden olabilir– karşımdaki kişiye duyduğum saygıdan dolayı onunla romantik bir ilişki düşüncesi, sevgili olma hayali taşımam.
"Ah, olamaz! Hep ailene mi bağlı kalacaksın kilden baştan savma yaratılmış Adem'in küçük mü küçük torunu yazar?" Ayağında prangaları olan bir geyik başka hiçbir geyiği kendisininki gibi bir hayata mahkum etme riskini almak istemez. Özgürlüğe kavuştuğunda çayırlarda dilediğince koşan, diğerlerinden her açıdan farklı idealleri olan bir geyikse sevginin yumuşaklığının ve sıcaklığının romantik aşktan başka şekillerle de –kalbimde romantik aşkı arzulamaya yönelik bir bölüm yok, tersine dostlarıma yeterince sevgi yaymadığımda beni boğacak tipten dolup taşan bir yüreğim var– doldurulabileceğini bildiğinden kendisini tek tip bir hayata zorunlu tutmayacaktır.
"Ne bu farklılık aşkı ne bu sürüden ayrılma ideali?" Hayır, yok öyle bir ideal. Damarlarımda sadece sonsuz hobilerimi gerçekleştirirken dolu olan ellerimin yanında boş olan beynimin de kendini yormak için öne sürdüğü önermeler, tanımlar ve sorulara verilen cevaplarla oluşturulmuş örüntülerin ahengini sağlamak için yapılması gerekenlerin sıralaması akıyor.
"Tamam özgür olmak istiyorsun ama mantık evliliği yapar mıyd-"; devletin, tanımadığınız insanlardan oluşan bir kurumun sizin kimle olduğunuzu bilmenize güveniyor musunuz? Şahsen ben güvenmiyorum, kazanacağım ve kaybedeceğim birçok hak olacak –Kİ BU ÇOK SAÇMA!! Ve evet sadece "laf üstünde" evliyiz diyip beraber yaşaya da bilirim insanlarla. Ama çok katı kurallarım varken benle uyumlu yaşayabilecek bir kişi bile olduğunu düşünmüyorum. Kurallarımdan vazgeçecek toleransı göstermeyi de aklımdan bile geçirmiyorum.
E yalnızlığı ben kendi kendime hak etmişim o zaman, benim durumumu yalnızlık olarak görüyorsanız tabii. Ben hiç de yalnız değilim, romantik ve platonik sevgi arasında ihtiyaç olarak bir ayrıma sahip değilken fazlasıyla insanla beraberim bile.
Ah, cümleyi böyle kurunca yanlış anlaşılma riski yüzünden değinmem gereken başka bir konu geldi aklıma. Cinsellik.
Temas içeren şeylere inanamayacağınız derecede ilgisizim, seks ve ona benzer aktiviteler metinlerimi besleyen metaforlardan ibaretler. Norm içinde işleyen beyinlere sahip karakterlerim arasındaki sevginin derinliğinin belirteci, norm dışında işleyen karakterlerimin ise gerçekten o aktivite dışında yaptığı birçok şeyin yoğunluğunu derecelendirmek için bir ayıracı.
Birinin üstünde kıyafetleri yokken, gün içinde bile sadece güvende hissettirdiği kişilere gösterdiği vücuduna şahitlik edecek kadar karşılıklı güven duyma konsepti büyüleyici derecede hoş, gerçek olmak için fazla hoş. Bu gerçek olamayacak kadar hoş olmasındandır ki deneyimlerini duyduğum tüm insanlar daha sonraki aşamalara geçmek için fazla acele ediyor. Ve yine bana sıkıntıyla iç çektiriyor ki, gerisinin benim açımdan hiçbir ilgi çekici yönü yok. O yüzden konu yine her zaman dediğim o noktaya geliyor ki; gerisini yapmayacaksam bunları romantik ilgim olmayan birisiyle de yapabilirim, değil mi? Dogmatik düşüncelerle ağzınıza gelen ilk fikirle hayır demek istiyorsanız, lütfen birazcık durun.
En çok güvendiğiniz kişi kim? (Eğer en çok güvendiğiniz kişi kendinizse ikinci kişiyle cevap verin lütfen.)
Bu kişiye beslediğiniz sevgi türü ne?
Daha doğru kişiyi bulamadınız mı, umrumda değil. En çok güvendiğiniz kişi kim ve ne tür bir sevgi besliyorsunuz?
Buna benden başka bir kişi bile romantik ilgi beslemediği kişiyle cevap veren birisi varsa, o zaman yapamamam için hiçbir sebep yok.
Birine vücudum hakkında güvenemeyeceksem nasıl fiziksel olarak yan yana kıyafetlerimle duruyorum, kıyafetlerim "Evet." ya da "Hayır." demek için mi varlar? Kıyafetler cevap vermek için yoklar, bunun tersini savunuyorsanız bu tartışmada ulaşmak istediğim noktaya daha çok yolumuz vardır demektir.
Romantik ve cinselliğin bu isimleri yazdığım sırada gerçekleşmeleri gerektiğini de düşünmüyorum. Çok özgürlükçü takılmaya çalışmıyorum. Güvende olacağınızdan emin olun, kendinizi pişman olacağınız şeylere sürüklemeyin ve öncesinde açık bir şekilde iletişim kurabildiğiniz biri olduğundan emin olun sevgili okuyucularım. Hepinize çok değer veriyorum ve zarar gelmesine karşı büyük bir korku duyuyorum, belki aranızda nefret ettiğim kişiler olma ihtimali var olsa bile. Bu yüzden ne tür ilişki olduğu fark etmeksizin –arkadaş ilişkileri, romantik ilişkiler, cinsel ilişkiler; yanlış şartlarda hepsi birbirinden çok tehlikelere sahip– güvende olduğunuzdan emin olun, sınırlarınızı net çizin ve aşanları hayatınızdan çıkarın veyahut olabildiğince uzaklaştırın. Sizin için neyin doğru olduğunu kendinizden daha çok bilen kimse yok, olmayacak da. Doğrularınızı bilmiyorsanız, kimse bilemez. O yüzden düşünün, tartışın, kendinizle kavga ederek de olsa bunları bulun. Lütfen tanıyın kendinizi.
Hiçbir ilişki tam anlamıyla normatif değildir, olmak zorunda da değil. Çok duyulan, rastlanan belli bir sıra başkalarının ilişkilerine yardımcı oluyorsa ne iyi! Ancak yardımcı olmayacağı birçok insan da var ve bu insanlar bozuk değil.
Eğer insanlara kendi hayatınızda rastladığınız örneklerden yola çıkarak çok büyük iddialarda bulunuyorsanız, lütfen bunu yapmayı bırakın. Evlenmeyeceğim diyen kişiler ilk evlenecek kişiler olmak zorunda değiller. Bu kadar büyük bir cümleyi söylemek –böyle bir toplumda– cesaret ister ve bunu takdir etmelisiniz, sonucu ne olursa olsun. İnsanlar duydukları cümlelerden kendi fikirlerine karşı olan saygılarını kaybedebiliyorlar. Sözüm o ki; belki o "Evlenmeyeceğim." diyen insanlara dolaylı yoldan nikâh kıydıran, kendi fikrini gerçekleştirmesine olanak tanımayanlar sizsiniz. Böyle bir davranışınızdan suçluluk hissetmelisiniz, çok net.
İnanmadığım tanrı(lara) şükürler olsun ki kendi fikirlerime güvenen biriyim çünkü bu yazıyı bile "Değişecek, göreceksin." türünden bir laf üzerine yazdım.
Bir şeyi anlamak için deneyimlemek zorunluluk değildir. Ama kanıt istiyorsanız ki sevgili olduğum insanlar oldu ve eninde sonunda arkadaş olarak kalmanın daha iyi olduğuna karar verdik. Bu kişilerden ikisiyle hâlâ aktif olarak konuşuyorum, diğerleriyle de iletişimim tam anlamıyla kopuk değil. Demek ki doğru kararları vermişim diyorum.
Yüzük, nikâh, düğün ve evlilik belgesi gibi konseptlerin benim hayat tarzıma uyduğunu düşünmüyorum. Birisiyle romantik olarak beraberken aynı evde yaşayabilirim, aynısını platonik olarak çok sevdiğim biriyle de yapabilirim. Benim açımdan o kadar farkları yok ki…
Romantik ilişkiler benim hayatım için bir zorunluluk değil, ön planda olmaya hiç yakın da değiller. Anlayacağınız o ki, olmadan yapabilirim. Olmaları için üstün bir çaba harcamak istersem bunu o zaman düşünürüm. Gelecekteki benle de geçmiş değerlerime sahip ben olarak o zaman tartışırım. Bu işi bana bırakın.
Romantik bir aşk istiyorsam Basil'in Dorian'a beslediği türden, sanatımı geliştirmekten öteye gitmeyecek (Ama Basil'in yaşadıkları kadar hayatımı sonlandırmayacak); Enkidu'nun gaddar olsa bile onu en doğru şekilde anlayan dostu Gılgamış'a beslediği türden, konseptine çok yabancı olduğu medeniyet dünyasına adımını attığı anda 6 gün 7 gece (Shamhat ile yattığı kadar uzun bir 'savaş' olarak görürüm aralarındakini) boyunca kapıştığı dostuna duyduğu bağlılık gibi türden bir romantik aşk isterim.
Ben bir şairim, bu yüzden her farklı insan evladı gibi ben de sevgimi bir o kadar farklı hissederim.
O yüzden gerçek bir dostum olun ve tatmadığınız türden bir sevgiyi, bir Gürcü şarabını deneyin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder