Poems Under Sky

Liselinin tekinden şiirler ve denemeler

26 Aralık 2025 Cuma

Nehrin Köpeği

Destanlarda bir savaşçıdan bahsederler

En erkeksi utançla donatılmış zihni

Kalbinde ise bunun tam zıddı var bir mücadelesi

Vatanının en büyük simgesi, oysaki

Tek dileği; yarışmamak, savaşmamak, insan olmak- belki birileri-


Bir kılıca en gerekli azık özgüvense

Mızrağa da doğrultusu belli nefrettir.

Kehanete bak ki var biri elimizde,

Dostu ellerinde ölürken nehrin suyunda gördüğü çehredir.

Şimşeğin ıskalama riski de müstebat.

2 Kasım 2025 Pazar

Açık Aşığın Apaçık İtirafları #1

     "Açık iletişim, açık aşk, açık sözler." diyerek dolaştım durdum. Geldik yılların en beklenmedik noktasına, kendime açık olmamı gerektiren bin bir türlü kargaşa var karşımda. Bak, anlayana çeyrek altın ödülüm var bu bulmacalara.

    Söylesene Adem Ata, işler miydin o büyük günahı; eğer olsaydı Tanrı'n Havva'nın ta kendisi. Ta önünde eğilirdim; yerleri öper, beni yarattığına, donattığına, onu görmem için verdiği gözleri şükranla -bana emrettiğinden ne az ne fazla- güzeli görmek için kullanırdım. Benden zanaatı mı emrediyor ziraatı mı? Heykelim de başağım da ona çekmiş, yüzü gülümsüyor onların yansımalarından bana nazikçe. O muymuş ismi mısralarımın baş harfinde gizli kraliçe? Ömrü bizimkinden bol olsun, başka şekilde müteşekkirliğimi sunamam kendisine.

    Elimde bir kaligrafi kalemi; öğrendim bu sanatı kendi yalnızlığımda, onun doluluğunda. Tanımak için onu, onun yansımamdaki beni, aşkımın ufkunun genişliğini. Tüm bu sulayıp baktığım bağlarda topladığım üzümler, uzaklarda başkalarının ilgisizliğinde yükselen dağlarda yetişen yabani çiçekler… Ve benim buralar kaldı etrafı dağlarla çevrili. Çöllerin arasındaki cennet? Ne demek ister artık bilemem, ama burası onun ayaklarının altına eğildiğimde ulaştığım diyarın yanına bile yaklaşamazdı. Soyumun adımlarını takip ederek bir şarap ortaya çıkardım, hepsi benim bağlardan çıkma üzümlerden bir şarap. Sarhoş olmak sana -ona- aşık olmak demekti, şarabımı yudumlarken tüm o hatıraları zoetropumu çevirerek tekrar tatmak demekti.

    Sarhoşlar yalan söylemeyi beceremez derler, ben becerebilsem de söylemezdim. Hislerimin dağının doruklarında, en az kayıpla bu piramidi ilerletmeye çalışırken sarmaşıkların ayaklarımdan tutuyor. Ayaklarımın bu hayat yolunda kayıp düşmemesi için beni sımsıkı güvence altına alıyor, yol gösteriyor. Elimde sana takdim edeceğim nimetler, en iyilerinden, -Kabil'in nişanını taşımayı reddederek- sana ulaşmak için iniyorum bu yolda, yılda, yılmadan.

    Ve ulaştığım açık düzlükte, ufukta seni görmeyi diliyorum. Hayatımın zirvesi olarak, seni sevmeyi seçiyorum. Apaçık bir göğüs kafesiyle, atarken kalbimi elinde tutmanı istiyorum. Açıkça senin için atıyor yüreğim, uçarken kafesinden diyarlarda. Bu Açık İtiraf'ımın baş harflerinin de "aşk" anlamına geldiğini bildiğini biliyorum. Çok bir bulmacası yok bu işin, aşka da deva bulamayabilirin. Altındansın ya, senin değerini bilmeme ve göstermeme izin ver, yetsin.


    Benim çocuksu aşkım da bir gün büyüyerek kendini kanıtlamak için sağlıklı besleniyorken sen de sayıların güzelliğinden ve değerinden bir gram eksiltmediğini benim kalbimin gözlerinden bil, e mi?


30 Ekim 2025 Perşembe

Sen Tütersen Kimdir Yanan?

Hayat bir damla akmadan

Kalpler bir adım uzaklaşmadan

Gurbettedir Adem adam

Çünkü burnumda tüter bir insan


Yâr ile diyarda bir kafiye var

Bu yüzdendir ki gözlerim seninle dolar

Dolu bir nehir sabırsızca akar

Hedefidir ki senin oralara karışıp adımlarına bakar


Ciğerimden uçan mı bir su buharı

Yoksa kalbimin içinden parçalanışı

İç çekerek sabretmeyi dene

Şansa beynime senden bir parça ilerleye

12 Ekim 2025 Pazar

Yağmur Sezonu

Yağmur sezonu çatmış, bu da bot fiyatlarına yansımıştı.

Bağcık bağlamayı daha yeni öğrenmiş olsam da 

Spor ayakkabıları -spor yapmayı sevdiğimden değil- botlara tercih eder olmuştum.

Elimdeki de alınmasının üstünden geçen kısa zamana rağmen yırtık olmasaydı keşke

Ama tercihim zaten ıslanmaktan korkmadığımı gösteriyordur diye düşünüyorum,

Bu çıkarımı yapmak için beynini yormayanlara da şaşıyorum.


Yaşam, durum ve fikirlerin birbirleriyle bir noktaya kadar doğru orantılı olduğunu düşünürdüm, düşünürüz.

Benimle tanışınca insanların bu fikirleri çürüyormuş,

Dediklerine göre her şeyim bir tezatlık içerisindeymiş.

Belki de o yüzdendir ki güneş gibi parlayan gülümseme sadece yağmurda beliriyor.

Islanınca spor ayakkabılarının içindeki ayaklarım içimi bir sıcaklık kaplıyor.

Belki de bu yüzden canlılığı temsil eden bedenime ölmek daha çok yakışıyor.

23 Ağustos 2025 Cumartesi

Filtreli Yakın Gözlüklerimiz

    Günlerim kitap okumak, test çözmek ve karınca duası gibi olan yazımı okumaya çalışmakla geçerken yakını görmekte zorlanmaya başladığımı fark ettim. Hayatımda hiç göz doktoruna da gitmiş birisi değilimdir bu arada, bir süre daha da gidemeyeceğim büyük ihtimalle. Pek sorun değil, suç vücudumun yumuşak olmasında zaten.

    Yumuşak olmak demişken gözümden beynime yol alan her şeyi yumuşatıcıyla işlediğimi düşünmeye başladım. Görüşüm odaklanmayı bırakarak bulanıklaşana kadar baktığım her sanat eseri, başım ağrıyana kadar gözlerimi kısarak okumakta olduğum her satırda yumuşak bir yastık arıyorum sanki, konforlu bir alan. Sonsuza kadar sığınmak için seçtiğim…

    Sadede gel Adem, yeterince paragraf sorusu çözdük bugün ya. Şimdi işin kısa özü şu: Asla aynı satırları okumuyoruz. Aynı yazar, aynı yayın, aynı çevirmen, aynı kitap, aynı kağıt; yeterli değil, asla aynı satırları okuyamayacağız. Beyinlerimiz o kadar farklı çalışıyor ki asla benimle aynı çıkarımları yapamayacaksın. Yazarın koyduğu anlam mutlak anlamdır diyenler için kahredici bir haber değil mi? Yazarınız da bunun ahını çekiyor merak etmeyin. Yine de inanılmaz geliyor bana; bedenime girenlerin sayılarıyla obsesyonumu, başka işlevleri olan kırtasiye gereçlerinin bedenimde yaptığı değişiklikleri, kimden kime dönüşmek istediğimi anlatan satırlarımın bambaşka yorumlanabilecek olması kadar kederli bir şey var mı?

    Doğrusu… Benim onların eserlerini yorumlayışlarımdan haberdar olsalar intihar edecek çok yazar var -bazıları zaten intihar ederek öldü, komik- ve bu yorumlarımın metni zenginleştirdiğini sadece ve yalnızca metni işlenmiş formunda görebilen roldeyken fark edebiliyorum. O yüzden başkalarının filtrelerinden benim eserlerimi öğrenmeye heveslenmeye çabalıyorum kendimi. Bir umut bununla barışacağım ve böylece dönütlerden daha fazla verim alacağım, siz de 'yanlış' da olsa anlamaya çalışırsanız tabii.



    Gözlerime montelenmiş bu filtrelerden kurtulamamak yine de iğrenç değil mi ya? Sanatta konfor alanıma sıkışmışlık hissiyle baş başa kalmak… Sanatsal olmayanlarla etkileşime geçtiğimde benden hiçbir kırıntı bulamamak ve yalnızlığı iliklerimde hissetmek. Bu ülkede tabunun çocuğu olduğu hatırlatılmak. Oysaki ben bu toprakların en ünlü eserlerinde bile camın arkasını bir sırrın kapladığını ve sonrasında orada kendime baktığımı görebiliyordum. Tüm bunlar benim kafamda mı gerçekleşmişti? Evet, aynen öyle. Yazarın perdelerinin mavi olması yazarın toplumda kendisi olmaya çabalarken asla kabul göremediğini bilerek duyduğu hüzünden değildi, benim (oto)biyografisini okumaya erinmemden dolayı asla öğrenemeyeceğim sebeplerdendi; ve ben bu yorumumda ıssız bir adadaymışçasına yalnızım. Ve güneş gözlerimi yakmaya çalışırken gözlüğümü takıyorum, onu bile gerçek renkleriyle görmeyi reddediyorum. Böylece daha fazla zevk alabilirim.

    Yine kendi delüzyonumda kalacağım, sorun yok; herkes aynısını yapıyor, herkesin algısı deli.